Bu soruya verilen cevaplar çok farklı olmaktadır.

Örneğin, bir özel eğitimci çocuğa kırmızı rengi öğretmeyi hedefler. Bunun için bir zaman dilimi belirler. Örneğin, 1 hafta. Hedef belirlenen sürede başarılırsa müdahale başarılı sayılır.

Ancak daha geniş ölçekte ve daha uzun bir zaman diliminde başarı; çocuğun önemli alanlardaki işleyişi ‘iletişim, günlük yaşam becerileri gibi’ ve bu alanlardaki aradaki farkı ölçmek şeklinde düşünülebilir.

Otizmli birey için en önemli başarı ölçüsü aslında yaşam kalitesinde gelişme olmasıdır.

 

Otizmli bireyler arasında en iyi duruma gelenlerin-en iyi gelişme gösterenlerin ortak özellikleri:

2 yaş civarında yoğun eğitim sürecine başlamaları

Hafif otizm özellikleri göstermeleridir.

 

Düşük zeka, otizmin temel özelliği değildir ve otizmi olan birçok çocuğun tipik aralık içinde bir zekası vardır, bu nedenle amaç, sadece zekayı(bilişsel gelişimi) artırmak olmamalıdır. Buna karşılık, sosyal-iletişim sorunları temel bir özelliktir ve sosyal iletişimi iyileştirmenin daha sonraki gelişmeler üzerinde geniş kapsamlı etkileri olabilir.

Artık erken müdahalelerin, başkalarıyla daha iyi ilişki kurma, ortak dikkat ve oyun becerileri gibi anlamlı sosyal iletişim sonuçlarına yol açabileceğini biliyoruz.

Ancak, çocukların ihtiyaçları zaman içinde değişmektedir ve tüm çocuklar için tek bir müdahale çalışması yapılmamaktadır. Çocukların çoğu, müdahalelerin bir kombinasyonundan veya dizisinden faydalanır.

Başarı, bazen otistik kişilerin sadece otizme sahip olmalarına geri dönmelerine yardımcı olmak anlamına gelir.

Ağır otizmli çocuklar…

Bu çocuklar tipik olarak en az sözeldir ve zihinsel engellidir. Birçoğunun saldırganlık (başkalarına ve kendilerine karşı) gibi önemli psikiyatrik veya davranışsal zorlukları da vardır; şiddetli, uzun süreli duygusal bozukluklar (tantrumlar); anksiyete; Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu; depresyon ve bazen de psikoz. Tipik olarak, işe yaramayan çoklu ilaç ve davranışsal tedavileri vardır.

Bu yüzden böyle çocuklar için 'başarı', belki de garip bir şekilde, bir kişinin sadece otizme sahip olmasına geri dönmesine yardım etmek anlamına gelir. Amaç bir kişiyi “normal” veya “mükemmel” yapmak değil, kaygıyı hafifletmek, kendine zarar vermeyi azaltmak veya ortadan kaldırmak, saldırganlığı bastırmak veya durdurmaktır. Geride kalan basitçe otizm ve onun zorlukları ise, bu bir başarıdır.

Gördüğümüz gibi otizmde başarı tamamen bireyseldir. Çocuğun otizmden etkilenme özelliklerine ve eşlik eden durumlara göre değişmektedir.

Yani her otizmli çocuğu aynı kabul edip normal okula gidebilecek kadar ilerleyenin müdahelesini başarılı kabul edip o kadar ilerleme gösteremeyenin ilerlemesini başarısız kabul etmek doğru değildir.

Aile hedefini hemen otizmin geçmesi üzerine kurup sonra otizm geçmeyince başarısız olduğunu düşünüp pes eder ve ipi bırakırsa asıl o zaman başarısızlık yaşar ve çocuğuna yardım etme noktasında gereken adımları atamaz.

Berat ÇELİK

13.02.2018