Otizmde konuşamayınca neler oluyor?

Kategori: Otizm yazılarım

Değerli takipçiler, bu yazıda konuşamayan otizmlilerin durumunun biraz daha anlaşılmasını hedefledim.

Bildiğiniz gibi otizmlilerin bir kısmı konuşmayı öğrenebilirken bir kısmı da hayatları boyunca sözel iletişim geliştiremiyorlar. Şöyle maddelersek:

1-Sözel iletişim kurarak kendini ifade edebilenler,

2-Günlük hayatta en çok lazım olan basit kelimeleri(20-30 civarı kelime) söyleyebilenler,

3-Hiçbir kelimesi, sözel ifadesi olmayanlar.

1.maddedeki çocuklar şanslı. 2. Maddedeki çocuklar ise temel ihtiyaçlarını söyledikleri için çok kötü durumda değiller ama zaman zaman aşağıda açıkladığım durumlara düşmekteler.3. maddedeki çocuklar ise işte bu yazının asıl konusu:

5-6 yaşlarına kadar çocuğun temel ihtiyaçları aileler tarafından eksikliği hissedilmeden halledilir. Çocuk da genellikle ailesiyledir. Bu yaşlara kadar otizmli çocuk dilin eksikliğini çok fazla hissetmez. Ancak zamanla okul hayatı başlayınca(ortalama 7 yaştan itibaren)- ki bu çocuklar genelde özel eğitim okullarına ya da özel sınıflara giderler- ailesinden ayrı kaldığı zamanları artan çocuk bir şeylerin ters gittiğini anlar. Örneğin evdeki gibi açık büfe mutfak bulamaz, acıkmıştır ama hemen yemek getiren olmaz, eve gitmek ister ama söyleyemez, bu kadar uzun süre okulda kalmamıştır ama ifade edemez sıkıldığını…

Diğer taraftan temel ihtiyaçlar dışında çocuğun ilgi alanları gelişir ve farklı istekleri de oluşmaya başlar.

Artık aklından geçenler hemen yapılmamaktadır. Çocuğun beklemesi gerekmektedir. Çoğu zaman engellenme duygusu da yaşar.

Çocuk artık bir şeyler yapmalıdır. Beklemekle bir şey olmadığını anlamıştır. İşte davranış kalıpları içgüdüsel olarak burada oluşmaya başlar. Çığlık atma, elini ısırma, kafasına vurma, ağlama vb…

Çocuğun çevresi bunlardan hangisine tepki verirse o davranış çocukta yerleşir. Çocuk isteklerini yaptırmanın yolunu artık bulmuştur. Bazen bu davranışların tek bir tanesi, bazen hepsi, bazen de dönüşümlü olarak bu davranışlar ortaya çıkar. Bu davranışların ortaya çıkması bazı çocuklarda daha erken de (3-4 yaşında) olabilir.

Bir öğrenci 5. dersten sonra çığlık atmaya başlıyordu. Bu aslında sıkıldım artık eve gitmek istiyorum demekti. Bu öğrencide günlük şema kullanıldı ve bir günde 6 ders olduğunu resimleriyle gördü, çığlık atmaya başladığında şemaya götürüldü. 1 ders sonra eve gideceğini şemada gördü.  İlk başlarda anlamadı ancak zamanla bu şemanın gerçek olduğunu gördü ve oraya kendisi gidip bakmaya başladı. Bir süre sonra 5. ders başlattığı çığlık atma davranışı söndü. Çünkü bu öğrenci zaman kavramını bilmiyordu. Çığlık atarsam nasıl olsa bir şeyler yaparlar diye düşünüyordu.

Yine hastalık durumları en kötü zamanlardır. Otizmli çocuk başı, dişi, karnı ağrıdığında veya başka bir rahatsızlığı olduğunda sözel olarak ifade edemeyince öğretmen/ebeveyn de bunu anlamayınca ciddi anlamda krize girebilir. Konuşabilseydi ders istemediğini, hastalığını söylerdi ancak konuşamadığı için o haldeyken derse zorlanınca veya evden okula gitmeye zorlanınca öfke krizine girer ve yeni davranış problemleri ortaya çıkar.

Konuşamayan otizmlilerin hepsinde değil belki ama önemli bir kısmında zihinsel olarak da gerilik söz konusu. Konuşabilen otizmli kendine bir hobi edinebilirken, boş zaman değerlendirebilirken konuşamayan öğrenci çoğu zaman hobi de edinememektedir.

Yine konuşamayan otizmli; ebeveynine-öğretmenine daha fazla bağlanır. Ortamda bu kişi olmazsa stres düzeyi artar. Çünkü o bile otizmli çocuğu zorla anlarken bir de yabancıyla baş başa kalmak iyice kaygı yaratır. Sözel iletişimi olmayan bir öğrencim bahçede bir sürü öğretmen olduğu halde gözünün önünden kaybolduğum anda strese girmekte, kaygıyla beni aramaya başlamaktaydı.

Konuşamayan otizmli, konuşabilene oranla engellenme duygusuyla daha fazla karşılaşır. Her yerinden kalktığında otur denilir. Halbuki çoğu zaman kabul edilebilir istekleri için kalkmaktadır(su, tuvalet, oyuncak vb). Çünkü konuşan otizmli gibi oturduğu yerden isteklerini söyleyemez. Bunun sonucunda zamanla istekleri de körelir. Pasif bekleme modu, özgüven eksikliği, asabiyet iyice artar.

Bazen de istekleri olmadıkça, kendini anlatamadıkça davranışların şiddetini iyice arttırır. Ya da davranışlar epeyce çeşitlenir. Artık her geçen gün durum daha da kötüye gider. Bu davranışları yapmadan istekleri olmayacağını düşünen çocuk en ufak isteklerinde bile bu davranışları göstermeye başlar.

Kendisine başka yol öğretilmeyen çocuk çaresizce iletişimden ümidini keser. Artık kendi, yeni bir iletişim yolu geliştirmiştir. Nesne isteme, hizmet istemenin yerini çığlık atma-ağlama almıştır. Nesne reddetme, hizmet reddetmenin yerini elini ısırma-kafasını duvara vurma almıştır.

Kendimizi otizmlilerin yerine koyduğumuzda bizlerin de benzer davranışlar göstereceğimizi unutmamak gerekir.

Bu anlamda bilinçli olmak, doğru davranmak, görsel çizelgeleri kullanmak ve vakit kaybetmeden(ortalama 6-7 yaştan itibaren)alternatif iletişim teknolojilerini kullanmaya başlamak oldukça önem arz etmektedir. Araştırmalar göstermektedir ki 7 yaşından sonra konuşmayı öğrenebilen otizmli sayısı oldukça sınırlıdır. Bunu kabul edip 20 yaşına kadar halen dil terapisiyle uğraşmayı bırakmak, ailelerin çocuklarına ve kendilerine yapacağı en önemli iyilik olacaktır.

Umarım bu yazıyla konuşamayan otizmlilerin daha iyi anlaşılması sağlayabilmişimdir.

Saygılar

Berat ÇELİK

01.06.2018 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

2011 Otizmde konuşamayınca neler oluyor?. Bu siteden verilen bilgiler, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis konulması, tıbbi tedavi uygulanması, eğitim planlanması amacı ile kullanılamaz.
Powered by Joomla 1.7 Templates