Türkiye’de Otizm

Kategori: Otizm yazılarım

Değerli okuyucular bu yazımda elimden geldiğince otizm alanında Türkiye’deki durumu özetlemeye çalışacağım. Dünyada yeni olan otizm kavramı Türkiye’de de çok çok yeni diyebiliriz. Belki işin içine aile veya uzman olarak girmiş olanlar için o kadar da yeni olmasa da genel kamuoyu için oldukça yeni…

 

Dünyada, 1944 yılından itibaren farklı bir özür grubu olarak nitelenen otistik bireylere de eğitim verilmeye başlanmıştır. Otistik bireylerin özellikleri, mevcut eğitim-öğretim ortamlarından yararlanmalarına engel olmaktadır. Bu nedenle otistik çocukların bireysel özelliklerine yönelik eğitim-öğretim ortamları oluşturulması, özelliklerine uygun program geliştirilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde 1995 yılından itibaren Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde otistik çocukların eğitimleri ile ilgili çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda "Otistik Çocuklar Eğitim Programı" hazırlanmış ve bu program Talim Terbiye Kurulunca onaylanmıştır. Yine bu çalışmalara paralel olarak bir eğitim uygulama okulu (İstanbul-Kadıköy Hayriye Kemal Kusun) sadece otistik çocukların eğitimi için tahsis edilmiş, otistik çocuklar eğitim merkezi (Ankara-Çankaya Kütükçü Alibey İlköğretim Okulu bünyesinde) açılmış ve bazı valiliklerce de otistik çocuklar özel eğitim sınıfları (İstanbul-Bakırköy Nefuz Nakipoğlu, İstanbul-Şişli Saadet, Balıkesir Özel İdare, Sakarya Namık Kemal) açılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'nun kararı uyarınca "Otistik Çocuklar Eğitim Programı" 1999-2000 öğretim yılında uygulanmaya konulduğundan, bu çalışmaların bir proje halinde yürütülmesi kaçınılmaz bir hal almıştır.

 

Ülkemizde otizm alanında en önemli adımlardan bir tanesi 2003 de tohum otizm vakfının kurulması olmuştur diyebiliriz…

 

Vakıf özellikle yurt dışındaki uygulamaların ülkemize getirilmesinde ve uygulanmasında önemli katkılar sağlamıştır. Ayrıca vakfın değerli hocası Doç. Dr. Binyamin BİRKAN yurt içinde bir çok ilde ve vakıfta özel eğitim öğretmenlerinin otizm alanında verdiği kurslarla yetiştirilmesini sağlamıştır.

 

Diğer yandan ülkemizde birçok ilde otizm dernekleri kurulmuştur. Bunların öncülerinden İzmir merkezli ODER (Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği) ‘i burada belirtmek gerekir. Oder’in aşağıdaki tespitleri oldukça manidardır:

‘’Çocuğumuzun otistik olduğunu öğrendiğimizde tek bildiğimiz şey, bu konuda hiçbir şey bilmediğimizdi

Yıllar sonra Internet’le tanıştığımızda, İngiltere, Amerika, Fransa gibi ülkelerde insanların bu konuda ne kadar duyarlı ve örgütlü olduğunu gördükçe; bunu biz niçin başaramayalım diye düşünmeye başladık. En son harekete geçmeye karar verdiğimizde gördük ki; herkes bir soba gibi yanmakta ama sadece kendini ısıtmaktaydı.

Kişisel olanaklarımızın çocuklarımıza özlediğimiz geleceği kazandırmaya yetmeyeceğini farkettik. İstatistiksel verilere göre neredeyse her 100 kişiden birinde rastlanılan otizm ve ilgili rahatsızlıkların böylesine gözardı edilmesi, yok sayılması inanılmaz bir aymazlıktı. Yüksek oranda görülen otizmi kader olmaktan çıkarıp, eğitim yoluyla mücadele etmenin gerekliliğine inanan insanlarla bir araya geldik. Biraraya gelirken de amaçlarımız; otizmi topluma tanıtmak, bu konuda toplumsal hoşgörü ve yardımlaşmayı sağlamak, çocuklarımıza daha güvenli bir gelecek hazırlayabilmek, bilgi ve deneyimlerin paylaşımını sağlamak, eğitim-öğretim için altyapının oluşturulmasını sağlamaktı.

Bütün çocuklar gibi otistik çocuklarında eğitim haklarının olduğuna, yasalarla korunmalarının gerekliliğine ve ailelerin yaşadıkları sorunlara sahip çıkılmasına yürekten inandık. Çözümsüzlük yerine çözüm üretmek için kurulduk. Çözümsüzlüğü çözüme götürecek en önemli ve etkili yollardan birinin eğitim olduğunun bilincindeyiz. Otistik çocuklarımızın eğitiminin ancak, alt yapısıyla, materyalleriyle ve eğitimcileriyle donanmış kurumlarda uzun bir emekle sağlanacağını biliyoruz. Biz çocuklarımıza en iyi eğitim olanaklarını sunmak ve bizden sonraki yaşamlarını güvence altına almak üzere bir araya geldik.’’

Zamanla diğer illerde de otizm dernekleri açıldı ve 2008 yılında bütün dernekler bir araya gelerek otizm platformunu oluşturdular.

Otizm Platformu Türkiye’deki otizmli bireylerin ekonomik, sosyal ve kültürel hayata tam katılımlarının sağlanması amacıyla bu alanda çalışan 16 sivil toplum örgütünün bir araya gelmesi ile oluşturulmuştur. Örgütler ağırlıklı olarak otizmden birincil derecede etkilenen aile bireylerinden oluşmaktadır. Otizm Platformu, otizmle ilgili toplumsal bilinçlendirme ve yapılandırma çalışmalarında lobi faaliyetleri ve iletişim çalışmaları gerçekleştirmektedir.

Otizm Platformu’na üye olan sivil toplum kuruluşları:

  • Ankara Otistik Bireyler Derneği - ANOBDER, Ankara
  • Asperger Sendromu ve Otizmle Hayat Derneği- AsperDER, İstanbul
  • Bursa Otistik Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği  BOÇED, Bursa
  • Down-Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği  DOÇDER, Denizli
  • Emiralem Sabahat Akşiray Otistik Bireyler Destekleme Derneği - SAOBDER, İzmir
  • İLGİ Otistik Çocukları Koruma Derneği, Ankara
  • Otistik Çocukları Eğitim ve Yaşatma Derneği  OÇEYDER, Edirne
  • Otistik Çocukları Koruma ve Yönlendirme Derneği - ODER, İzmir
  • Otistik Çocuklarla Yaşam Derneği  OYAD, İstanbul
  • Otistikler Derneği, İstanbul
  • Otistik ve Zihinsel Engelli Çocuklar Derneği  OZDER, İzmir
  • Otizmle Mücadele Eden Aileler Derneği  OMAD, İstanbul
  • Sakarya Otizmle Yaşam Derneği  SOYDER, Sakarya
  • Tekirdağ Otistik Çocukları Koruma Derneği  TOÇOKDER, Tekirdağ
  • Türkiye Otistiklere Destek ve Eğitim Vakfı TODEV, İstanbul
  • TOHUM Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, İstanbul

 

Ülkemizde diğer illerde de yeni yeni otizm dernekleri kurulmaya devam etmektedir. Bunlardan bir tanesinin kuruluşuna da bu yıl içersinde Rize’de öncülük etmeye çalıştım. Bu derneğin adı da Rize Otizmle Mücadele ve Eğitim Derneğidir.

Neden diğer engel gruplarının örneğin down sendromunun bu kadar fazla derneği yok da otizm için dernekler çoğalmakta?

Evet çünkü diğer engel grupları aşağı yukarı olması gerekene yakın şekilde ve bilinen yöntemlerle eğitim almaktalar. Eksikler yok mu evet var, ancak otizmli çocukların çok daha farklı materyaller ve farklı eğitim yöntemleriyle eğitilmeleri gerektiği için bu eksiklikleri gören aileler buna bir çözüm bulmak adına kendileri bu mücadeleye girişmekteler. Bu zorlu yolda bir de bunun mücadelesini veren aileleri takdir etmek gerekir.

Bu arada maalesef ülkemizde otistik çocuklar için sunulan eğitim ortamları çok kısıtlıdır.

 

Ülkemizdeki birçok oçem sınıfında 4 öğrenci 1 usta öğretici çalışmaktadır. Birebir, hatta bazen 2 eğitimciye bir öğrencinin çalışılması gereken otizm grubunda ülkemizde bir öğretmen sınıfta adeta 4’e bölünmektedir. Bu koşullardaki öğretmen bildiği eğitim yöntemlerinin büyük bir kısmını öğrencilerine uygulayamamaktadır. Tabi bu sorunun çözümü için otizm alanında yetişmiş özel eğitimcilerin sayıları da her geçen gün artmalıdır. Bu arada ben özel eğitimde branşlaşma taraftarıyım. Örneğin otistiklerle çalışmayı seven bir öğretmen kendini bu yönde geliştirmeli ve uzun süre onlarla çalışmalıdır. Yine diğer engel gruplarıyla çalışan da örneğin alt sınıf öğretmenleri de kendilerini bu yönde geliştirmeliler. Bu tarz bir uygulamanın hem tecrübeyi hem de verimi arttıracağı kanaatindeyim.

 

 

 

Gelişmekte olan bir ülke olarak birçok alanda olduğu gibi özel eğitim alanında da eksikliklerimiz çok. Bizlerin çıtayı yükseltmesi gelecek nesillerin daha da iyi koşullarda eğitim almasını sağlayacaktır. Hepimiz elimizden geldiğince buna katkıda bulunmalıyız…

 

Saygılarımla…

 

2011 Türkiye’de Otizm. Bu siteden verilen bilgiler, yalnızca bilgilendirme amaçlıdır. Teşhis konulması, tıbbi tedavi uygulanması, eğitim planlanması amacı ile kullanılamaz.
Powered by Joomla 1.7 Templates