Değerli takipçiler; malum nisan ayına girdik. Otizm farkındalık ayı geldi çattı. Peki 2019 yılında otizm konusunda neredeyiz.

3 Aralık 2016 tarihinde Otizm Eylem Planı T.C. Başbakanlık tarafından kamuoyuna ilan edilerek Resmi Gazete’de yayınlandı ve yürürlüğe girdi.

Otizm Eylem Planı’nın ülke çapında olması gereken düzeyde uygulanması için, ilgili sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve belediyeler arasında iletişimi sağlamak işleviyle kurulan Türkiye Otizm Meclisi bu konuda çalışma yapan en üst oluşum diyebiliriz. 

Ancak eylem planında olan birçok madde henüz hayata geçmedi.

Benim en çok üzüldüğüm noktalardan biri halen ülkemizdeki gerçek otizmli birey sayısını ve oranını bilmiyoruz. Amerika’da şu an otizm görülme oranı % 2 civarında. Otizmde ciddi bir artış var ancak ülkemizde bu kadar yüksek olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili daha önce bir yazı yazmıştım

Otizmle ilgili farkındalık anlamında birçok kuruluş çalışma yapmak istiyor ve bize danışıyor. Bunların başında da okullar geliyor. Ben de hep söylediğim gibi onlara yine şunu söylüyorum’ Öncelikle okulunuzda bir kaynaştırma öğrencisi geldiğinde onu okula kabul edin. Diğer taraftan öğretmenlerinize kaynaştırma-otizm konusunda eğitim aldırın’. Ve genelde de talep gelen okullara gönüllü olarak gidip öğretmenlere otizm ve kaynaştırma semineri, öğrencilerine de otizm konusunda bilgilendirme yapıyorum. Bunları yapmayıp, göstermelik bazı etkinliklerin hiçbir anlamı olmadığını anlatıyorum. Bu koşulların zaten var olduğu bir okulsanız o zaman farkındalık etkinlikleri yapacak aşamaya gelmişsiniz demektir. Bu noktada da orijinal fikri olan herkes güzel çalışmalar yapabilir. Ortak tema şu olmalı, ‘otizmli çocukların ve ailelerin mutlu olacağı aktiviteler’ seçilebilir.

Peki sorunlara gelirsek; 3 temel alanda sorunlar devam ediyor. Çözüm bekleyen konular:

1-Erken yoğun bireysel eğitimin daha ulaşılabilir olması,

2-Kaynaştırma eğitiminin daha nitelikli olması,

3-Zorunlu eğitim sonrası dönem için yaşam-bakım vb hizmetlerin geliştirilmesi.

Ancak bence en önemli başlık; erken yoğun bireysel eğitimin daha ulaşılabilir olması. Çünkü zincirleme etkisiyle, iyi eğitim alamayan otizmlinin yaşamı, diğer tüm süreçlerin daha sancılı geçmesiyle sonuçlanıyor. Amerika’da ABA terapi diye geçen, çocuk tanı aldıktan sonra haftada en az 15 saat verilen özel eğitim ülkemizde haftada 2 saat olarak veriliyor. Bu konuda acilen çalışma yapılmalı ve bu çocukların 3-7 yaş arasında ayda 30 saat ile 60 saat arasında(ihtiyaca göre) özel eğitim almaları sağlanmalıdır.

Not: Otizm Vakfında bu modeli uyguluyoruz.

Diğer taraftan kaynaştırma konusunda ise sınıf öğretmenlerine çok farklı bir sunum yapmak gerekiyor. Keşke bu konuda yaptığım sunumu bütün sınıf öğretmenlerine yapabilsem. Bu sunumlarda 3 şeye vurgu yapıyorum.

1-Size zaten en hafif çocuklar geliyor.

2-Bu çocuklar okul çağında akranlarıyla bir arada olmazsa ileriki yaşlarda kaynaşmaları çok zor.

3- Normal gelişim gösteren çocuklar otizmli çocuklardan çok daha fazla problem çıkartıyorlar.

Videolarla destekleyerek etkili bir sunumla onların önyargısını kırmaya çalışıyorum.

Ve ileri yaşlar…

Gündüzlü ve yatılı yaşam merkezlerinin acilen kurgulanması gerekiyor. Ailenin vefatı veya benzer sebeplerle otizmli yetişkinimiz klasik bakımevlerine kalıyor. Ancak oradaki şartlar maalesef otizmli birey için çok uygun olmuyor. Vakıfın projesi

İngilizce bilenler için bazı linkler ve örnek videolar koyuyorum:

http://www.autismhousingnetwork.org/

https://www.autismspeaks.org/housing-and-community-living

 

Son olarak topluma gelecek olursak; toplum otizmi halen bilmiyor. Diğer engel gruplarından farklı olan otizm, fiziksel anlamda kendini göstermediği için birçok insan otizmli olduğunu ilk başta anlamıyor ve aileyi zor durumda bırakabiliyor. Bu nedenle bence acilen dolmuşta öfke krizi geçiren otizmli birey canlandırılması gibi kısa filmlerin çekilmesi gerekiyor ki insanlar böyle durumlarda nasıl tepkiler vermeleri gerektiğini anlasınlar.

Umarım gelecek yıl bu sorunların en azından bazıları çözülmüş olur.

Saygılar

Berat ÇELİK

01.04.2019